Çarşamba, Ağustos 17, 2022
Ana SayfaOYUNLARNe Oynasam? - Bu Haftanın Oyunu: The Falconeer

Ne Oynasam? – Bu Haftanın Oyunu: The Falconeer

Yeni ”Ne Oynasam?” serimize hoş geldiniz! Uzun süredir bilgisayarı olmayan biri olarak, en sonunda iyisiyle kötüsüyle bir bilgisayar sahibi olmayı başardım. Tabii elimin altına bilgisayar geçince, sudan çıkmış balık gibi oldum, çünkü oynanacak o kadar çok şey vardı ki, nereden başlasam, hangisine paramı yettirsem bilemiyordum.

Bu sırada XBOX’un sunduğu abonelik sistemi olan Game Pass ile başlamanın güzel olacağını düşündüm, çünkü aylık (veya yıllık seçenekleriyle) çok uygun fiyatlara, bize 100’ü aşkın oyun sunduklarını gördüm.

Bu oyunların arasında oynamak istediğim, yeni çıkan, eskiden çıkan ama oynayamadığım bir sürü oyun vardı. Son bir kaç haftadır, kendimi oyunlara adamışken, dedim ki: belki bu deneyimimin benim gibi oynayacak oyun bulamayanlara bir faydası olur.

Ve işte buradayız. Ben ve bu yolculuktaki ilk durağım, The Falconeer. Oyunla ilgili bildiğim hiçbir şey olmamasına rağmen, oynayacaklarım listesinde olmamasına rağmen, konsepti ve konusu ile anında gözüme çarpan The Falconeer.

”The Falconeer, havada, aynı zamanda dalgaların arasında ve okyanus derinliklerinde de geçen olağanüstü bir fantezi açık dünyasının kapsamlı bir keşfini içeren bir açık dünya hava savaşı oyunudur.’’

Bir savaş kuşunu yönlendirdiğimiz The Falconeer, bana yaklaşık 15 saatlik bir oyun tecrübesi sundu. Grafikleriyle, animasyonlarıyla ve oynanışıyla beni büyüleyen bu oyunun, tek bir kişi tarafından, Tomas Sala tarafından yapıldığını öğrendiğimde, büyük şaşkınlığa uğradım. Tek kişilik dev kadro dedikleri şey bu olsa gerek, şayet oyun koskoca bir ekibin elinden çıkmışçasına, neredeyse hiçbir kusur barındırmıyordu.

The Falconeer ile ilgili en çok sevdiğim şey, uzun uzun görevlere sahip olmaması. Siz, açık bir dünya olan okyanusunda gezerken arkaya sakin bir müzik açıp süzülebilir, haritada gizlenmiş yerleri keşfedebilir, veyahut kendinizi hikayeye kaptırabilirsiniz.

Görevlerin kısa olması kimi oyuncular için iyi bir şey olmayabilir, ancak günümüzde uzatılmak için uzatılan, veya güzel ve uzun oynanış saatleri vaadeden bir sürü oyun varken, The Falconeer, işlerimin arasında mola verdiğimde açıp, kısaca bir görev yapıp çıkabileceğim, ve nefes alabileceğim bir seçenek olmuştu bana.

The Falconeer olarak yaptığınız görevleri ise üçe ayırabiliriz. Bunlardan ilki saldırı. Kimi bölgeleri ele geçirmek için, içinde bulunduğunuz hane sizi o bölgeye yollayıp, orayı ele geçirmenizi, veyahut direkt denize gömmenizi isteyebiliyor. Bu görevler sırasında hanelerin makineli tüfeklerine, savaş kuşlarına, ve kimi zaman da savaş gemilerine karşı savaşıyorsunuz. İkinci görevler ise eşlik ve savunma içeriyor. Yine haneniz, sizden belli başlı kargo gemilerine ve savaş gemilerine eşlik etmenizi isteyebiliyor. Bu görevlerde yapmanız gereken şey, havadan veya denizden gelecek tehditlere karşı silahlarınızla gemileri korumak ve onları gidecekleri hedefe ulaştırmak. Ve son görev içeriği ise, kargo teslimi. Bazen çok önemli devlet sırlarını içeren mektupları, silahları ve anahtarları, belli konumlara ulaştırmanız sizden istenebiliyor.

Gelelim oyunun eksilerine. Bunlardan ilki, görevlerin bir kayıt noktası olmaması. Görevler kısa olduğu için bu aslında çok büyük bir eksi değil, ancak görevde öldüğünüzde, maalesef göreve kaldığınız yerden devam edemiyorsunuz. En baştan başlamanız gerekiyor.

Ancak benim oyunda hissettiğim en büyük eksiklik, hikaye kısmındaydı. Oyunun diyalogları ve seslendirmesi oldukça başarılı yazılmış ve yapılmış olduğu halde, oyunun sonunda kendinizi bir şey eksik kalmış gibi hissetmekten alıkoyamıyorsunuz. Beş farklı hikayeden ve beş farklı hanenin bakış açılarından oynadığınız The Falconeer, ilk başlarda gizem öğesini öyle güzel taşıyor ki, hiç bilmediğiniz bir dünyaya sizi attığında, onu keşfetmek için sabırsızlanıyorsunuz. Oyunun sonunda, bütün hikayeler birleşip sizi büyük sona yönlendiriyor, ancak, bu son oyuncuda sanki devamı gelecekmiş gibi bir hissiyat uyandırıyor. En azından bende olan şey buydu.

Başarım avcıları için ise, bir iki başarım dışında, The Falconeer’in başarımlarını açmak oldukça kolay. Daha önce de belirttiğim gibi, benim bütün oyunu tamamlamam, bütün başarımlarıyla beraber yaklaşık 15 saatimi aldı.

Ayrıca Game Pass’ın bir parçası olmadığı için henüz satın alıp oynayamadım ama, oyuna yeni bir DLC olan ”Edge of the World” ve bir ek içerik olan ”The Hunter” eklendi. Serinin sevenlerine duyurulur.

Bir oyuna hakkını puanla vermenin imkansız olduğunu düşünüyorum, bu yüzden puanlama yapmıyor, en son kararı sizlere bırakıyor, ve hepinizi The Falconeer oynamaya, oynamış olanları da yorum kısmında düşüncelerini paylaşmaya davet ediyorum.

The Falconeer oynanabilir Platformlar: XBOX Series X/S, Windows PC

BENZER HABERLER

Nope (2022) Film İncelemesi

0
Key & Peele şovuyla tanımaya başladığımız, ardından 2017 yapımı Get Out'la adından sıkça söz ettirip 2019'da çektiği Us ile artık adını sıkça andığımız yönetmen...
- Reklam -

Çok Okunanlar

Mighty Thor: Love & Thunder Aksiyon Figür İncelemesi

0
Figürcünün Seyir Defteri'nde bugün! Dreamers'ın bize yolladığı Hasbro Marvel Legends - Thor: Love & Thunder serisine devam ediyoruz! Serinin en beğendiğim figürlerinden birisi Mighty Thor...
- Reklam -