Cuma, Ağustos 6, 2021
Ana SayfaHABERLERRöportaj: İmge Celepçi - Koleksiyonunuzda yer açın!

Röportaj: İmge Celepçi – Koleksiyonunuzda yer açın!

Merhabalar. Öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğinizi için teşekkürler. FSD.com okuyucuları için tanımak isteriz. İmge Celepçi kimdir?
Ben teşekkür ederim. Dedemin ressam, hattat, çini ustası, nümizmatik ve antika koleksiyoneri olması sebebiyle sanatla iç içe büyüdüm. İlk resim sergimi 6 yaşındayken açtım. 9 yaşında 2. İstanbul Sanat Fuarı’nda resimlerim yer aldı. Ortaokul ve liseyi Üsküdar Amerikan Lisesi’nde okudum. Üniversite’ de resim ve heykel (bileşik sanatlar) bölümünü kazanmamla heykelle tanışmış oldum. Eski bir müzik programı sunucusuyum.

Üç köpek ve bir kedi annesiyim. Nişanlım müzisyen Gökalp Ergen ile Kadıköy’de yaşıyorum. Özetle, İmge Celepçi müzik, sinema ve hayvan tutkunu bir ressam ve heykeltraştır diyebilirim.


Sizin çok yönlü bir sanatçı olduğunuzu biliyoruz fakat özellikle heykel, figür, bust gibi koleksiyon ürünlerinin üretimine ve tasarımına ne zaman başladınız?
Üniversite yıllarından sonra, heykelden daha çok resim ile uğraşıyordum. 2012-2013 yılları gibiydi, heykel yapmaya tekrar dönmüş ve havayla kuruyan kil ile çalışmaya başlamıştım ki malzemenin sınırları sebebi ile, yeni bir malzeme arayışına girdim.
Üniversiteden bir arkadaşımın tavsiyesiyle polimer kil ile tanıştım ve çalışmaya başladım. O zamandan beri, Rusty Blonde Art adı altında, özel koleksiyonerler için, sipariş üzerine rölyef kolye, büst ve figürler yapıyorum.

Peki, yarattığınız eserlerin üretim süreçleri nasıl ilerliyor? Bir siparişin üretim süresi ne kadar olabiliyor?

Çok farklı konular ve ebatlarda çalıştığım için bu süreç çok değişken oluyor. Örneğin tek malzemeli, az detaylı bir rölyef kolyeyi bir hafta içinde tamamlayabiliyorum fakat Night of the Living Dead dioraması gibi; polimer kil, metal, ahşap gibi birçok malzemeyi kullandığım, sıfırdan hem evi, hem bodrum katı sahnesini içindeki tüm eşyalarla ve sahnedeki 3 karakterle birlikte yaptığım bir iş 4, hatta 5 ay sürebiliyor.

Türkiye’de malzemeleri edinmek konusunda zorluk yaşıyor musunuz?
Malzemelerimin büyük çoğunluğu yurt dışından geliyor. Paketleme malzemelerim veya boyalarımın küçük bir kısmı dışında, kullandığım hiçbir malzeme ne yazık ki burada yok.

Her ürün tek mi, yoksa seri üretim de elinizde birkaç tane daha yedek olacak şekilde mi üretiliyor?
Yıllardır sadece sipariş üzerine çalışıyorum. Sipariş gelir, ben karakteri yaparım ve sahibine yollarım. Yurt dışında OOAK (one of a kind) olarak tabir edilen, dünya üzerinde tek bir adet olacak şekilde üretiyorum. Baştan sona elle, sıfırdan üretilmeleri bence figürleri daha özel hale getiriyor. Yedeğini almayı kalıplarını alıp, döküm yapmak yani seri üretim yapmak anlamında soruyorsanız; lisansına sahip olmadığım bir karakter için zaten bunu yapmam doğru olmaz.

Bende bulunsun diye bir tane de kendime yapmaktan bahsediyorsak; bir figürü yapmak en az bir ay sürüyor. Sevdiğim bir sanatçı olan Chet Zar’ın bir lafı var: “I can’t afford my art” der, yani kendi sanat eserlerimi almaya param yetmez diyor. Bence bu, ben de dahil olmak üzere birçok sanatçı için geçerlidir 🙂

Normalde sizin ürettiğiniz eserleri üreten ekipler olur. Saç ekimi, modelleme, boyama siz adeta bir
İsviçre çakısı gibisiniz bu zor olmuyor mu?
Fiziksel olarak çok yorucu olduğunu itiraf etsem de, sadece kendi belirlediği zaman ve koşullarda çalışabilen, hastalık derecesinde mükemmeliyetçi ve de kontrol manyağı bir insan olmamın, bir ekip çalışmasını mümkün kılamayacağını anlayalı çok uzun zaman oldu. Tüm zorluklarına rağmen bu şekilde çalışmak, benim için tek seçenek gibi görünüyor.

 

Peki genellikle talep hangi yönde oluyor, en çok hangi tarz ürünler talep ediliyor?
1/6 film karakterleri ve/veya kedi-köpek portre kolyelerine talep çok oluyor. İşlerimin çoğunluğu bu tarzhatıra heykeller ve koleksiyoner siparişleri.

Geçtiğimiz 7 senede, birçok film karakteri siparişi çalıştım ama ilginçtir, aralarında en çok talep edilen Regan Macneil figürü oldu. 2022 yılına kadar tamamlamam gereken, farklı koleksiyonerlerden aldığım, 8 adet 1/6 ölçekli Regan Macneil figürü siparişim var. Onlar tamamlanınca, bir süre Regan yapmam heralde 🙂

Regan Macneil

1/6 Werewolf çalışmanızı çok beğendik. 1/6 Heykeller yapmaya devam edecek misiniz? Çalışmayı
sevdiğiniz ölçek hangisi?
Teşekkür ederim, benim de çok sevdiğim bir iştir. Çoğunlukla 1/6 ölçek ile 1/12 ölçek arası çalışıyor olsam da, en sevdiğim ölçek 1/12 diyebilirim. Küçük ölçekte çalışmayı daha çok seviyorum. Çalışmanın alanı genişledikçe açıkçası huzursuz oluyorum.

Şu an sipariş listem Nisan 2022 tarihine kadar dolu, yani o tarihe kadar 1/6 ölçekli figürler yapmaya devam edeceğim, orası kesin…

Gördüğüm kadarı ile korku filmleri ve karakterlerine ayrı bir ilginiz mevcut. Nasıl başladı bu ilgi?
Ve korkunun sanatındaki yeri nedir?

Korku teması benim için bir ilgiden çok çok öte bir durumda. Daha okumayı yazmayı öğrenmeden korku filmleri izlemeye başlamış, repliklerini ezberlemiş bir çocuktum ben. İlkokulda meyve bıçaklarından Freddy Krueger eldiveni yapmışlığım vardır. İlkokul hayatım boyunca istisnasız her gün, beta kasete çektiğim “Yan Komşum Bir Vampir” (Fright Night) filmini izledim. Abartmıyorum, her gün 🙂

Küçükken köpek dişlerim önde ve uzun olduğu için 5 sene ortodonti tedavisi gördüm. Hem bu vampir dişleri, hem de aşırı soluk ve açık tenli oluşum nedeniyle kendimi vampir sandığım için yatağın altındaki bazada uyumuşluğum vardır 😀 Çocukça olan bütün bu şeyler, sonuç olarak şu an yaptığım şeyi yapmama neden oldu çünkü bana bir şeyler yapmak için ilham veren tek şey: korku teması ve gerçekçilik. Gerçekçiliğin ilham vermesi de yine aslında düzgün yapıldığında korkunç olmasından kaynaklanıyor. Yani yine korku, yine korku 🙂

Peki sizin için korku denildiğinde aklınıza gelen ve en sevdiğiniz isimler (karakterler, filmler, kitaplar) neler?

Benim en büyük ilgi alanım vampir teması. Vampir karakteri olarak, Nosferatu dışında klasik vampir karakterlerinden çok fazla sevdiğim olmasa da konuyu çok seviyorum. Modern dönem vampirlerinden ise en çok Lestat ve Louise’ yi severim. Yazarlardan ise, klasik olacak ama Stephen King, Anne Rice, Edgar Allan Poe, Lovecraft ve Richard Matheson en sevdiklerim.

Filmleri seçmek ve buraya sığdırmak çok zor. Aklıma ilk gelenler: The Exorcist, Rosemary’s Baby, The Changeling, Whatever Happened to Baby Jane, Fright Night, Interview With the Vampire, Silence of the Lambs, Pet Sematary, Beetlejuice, Dolls, Lost Highway, Monster Squad… Karakter olarak da favorilerim, Freddy Krueger, Hannibal Lecter, Pinhead ve Leatherface diyebilirim.

Tekrar ürettiklerinize dönecek olursak, şu ana kadar yapımında en çok zorlandığınız parça
hangisi?

Kesinlikle Kurt adam figürü ve Night of the Living Dead dioraması.

 

Koleksiyonerlerin özellikle sinema karakterlerinde en dikkat ettiği şey benzerlik durumu, sizin çalışmalarınız da bununla ilgili bir sorun gözükmüyor bence ama bu durum daha kişisel bir tasarım ile sinemadan karakterlerin üretim süreçlerinde farklılıklar oluyor mu?

Sinema karakterlerini benzetmek daha kolay çünkü internette yüzlerce referans fotoğrafı oluyor. Tanınmamış birinin heykelini yaparken ise en fazla, düşük çözünürlüklü 4-5 fotoğraf oluyor elinizde. Geçmiş yıllarda sadece tek bir fotoğraftan yaptığım birçok bebek portre kolyesi oldu. Yeni doğan ölümleri çok konuşulmasa da aslında çok yaygın. Yurt dışından, yeni doğmuş bebeklerini kaybeden ve hatıra portre kolyesini yaptırmak isteyen çok müşterim oluyor.

 

Peki, tüm bu siparişlerin yapılan onca işin arasında durup kendi seriniz için çalışmaya zaman buluyor musunuz yada böyle bir fikir var mı?

Bu yıllardır yapmak istediğim bir şey fakat son 7-8 yıldır sürekli, aralıksız sipariş geliyor ve daha önce de söylediğim gibi Mart 2022 tarihine kadar sipariş takvimim dolu. Yani şimdi istesem, bu planı en erken 2 sene sonra gerçekleştirebilirim ama bunun için, bu günden itibaren gelecek hiçbir yeni siparişi kabul etmemem gerekiyor. Bu da çok zor bir şey 🙂

Şunu da ben bir Türk koleksiyoner olarak çok merak ediyorum, yurtdışında sizin sanatınıza karşı nasıl bir tutum var? Yurtdışı siparişleri ne durumda?

Bu işe başladığımdan beri müşterilerimin hemen hemen hepsi yurt dışından. Türkiye’den sadece birkaç müşterim var. Onlardan biri ülkemizin bu alandaki önemli koleksiyonerlerinden ve diorama sanatçılarından Yasin Karakaya, diğeri de ülkemizin nadide korku yönetmenlerinden Can Evrenol. Tutum olarak ise yurt dışında, belki de burada hiçbir zaman göremeyeceğim bir ilgi, sevgi ve saygı var. İyi ki de var, çünkü onlar olmasaydı şu ana kadar yaptığım tüm o işleri yapamayacaktım ve şu an bulunduğum pozisyonda olamayacaktım.

Yıllar içinde figürlerini yaptığım filmlerin yapımcılarından, oyuncularından veya karakterlerin yaratıcılarından çok güzel mesajlar aldım. Kendi ülkemde ise geçen gün sipariş vermek isteyen bir müşteri adayı, kendisine takvimimin 2022 yılına kadar dolu olduğunu söylediğimde, bana yalancı olduğumu söyleyen, kendimi ne zannettiğimi! falan
soran, öfke ve hakaret dolu bir mesaj attı mesela…

Bunun bir kişilik probleminden çok, bu coğrafyaya has bir konu cehaleti, bir algı ve iletişim sorunu olduğunu düşünmeme sebep olacak çokça olay yaşadım… Sadece yurt içine iş yapan biri olsaydım, bu ve benzeri mesajlar kendimi haksız ve kötü hissetmeme sebep olabilirdi belki ama şanslıyım ki yaptığım işin karşılığını alabileceğim, karşılıklı sevgi ve saygıyla anlaştığımız yabancı bir müşteri kitlem var.

 

Büyük markalar ile ortak bir çalışma düşüncesi yada bağlantısı oldu mu peki?

Büyük markalı bir ortaklığın veya benzeri bir oluşumun getirebileceği yükümlülükler ve sınırlar, benim yapımdaki bir insanın yaratıcılığını ve şevkini öldürebilir. Bir heykeltraştan çok, bir ‘iş kadını’ olmamı gerektirecek her adım, çok severek yaptığım bu işten soğumama sebep olabilirmiş gibi geliyor bana. Belki birgün, kendimi ait ve rahat hissettiğim bir oluşum, bu konudaki düşüncemi değiştirebilir, kim bilir?

Tekrardan size dönecek olursak, çevrenizden nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Yaptığı işe, kendi ülkesi dışındaki diğer her yerde değer verilen birçok sanatçı gibi, bu soruya belli bir
oranda kaba ve dramatik olmadan cevap verebilmem zor… Yabancılardan gelen ilgiyi gördükten sonra güzel tepkiler vermeye başlayanlar genel olarak çoğunlukta diyebilirim 🙂
Belki de bunu açık açık söylemek gerekiyor: bizim ülkemizde insanlar, bir sanatçıya destek olmak istiyorlarsa, en güzel yolun işlerini paylaşmak ve böylece daha fazla kişiye ulaşmasını sağlamak olduğunun sanırım farkında değiller 🙂 Yani sözlü olarak çevremdekilerden çok güzel tepkiler alıyorum ama paylaşmadıkları için bu tepkiler beni çok da mutlu ediyor diyemem 🙂
Ürettiğiniz bir heykeli “yahu şunu da kendime saklasaydım” diyerek müşterinize vermekte zorlandığınız oluyor mu? =)
Hemen hemen hepsi için geçerli bu… Hepsini çok seviyorum ve zaten kendime yaparmış gibi yapıyorum. Bir de siz sadece fotoğraflarını görüyorsunuz. Çok detaylı ve küçük boyutlarda oldukları için fotoğraf gerçeği tam olarak yansıtamıyor. Hepsi çocuğum gibi lafı onlar için de geçerli.
Sizin yaptığınız bu sanat eserleri dışında, koleksiyona parça satın alıyor musunuz? Daha doğrusu
koleksiyon yapıyor musunuz?
Sadece eski, artık üretilmeyen ve el yapımı şeylerin koleksiyonunu yapıyorum. İlgi alanım da el yapımı, antika porselen bebekler.

Her yaptığınız eser pratiğinizi arttırıp sizi geliştiriyordur ama siz kendinizi geliştirmek için özel bir
çalışma yapıyor musunuz?

Son 8 senedir aralıksız her gün çalıştığım için yapabileceğim maksimum pratiği çalışırken yapmış oluyorum sanırım. Günde 10-12 saat çalıştığım oluyor. Nişanlımın da müzik stüdyosu evde. İkimiz de evden çalıştığımız için şansımıza çalışırken birlikteyiz ve sanırım bu nedenle de oldukça üretkeniz.

Türkiye’de mesleğinizi ya da bu hobiyi nerede görüyorsunuz?

Polimer kili bir hobi malzemesi olmaktan çıkaran, kendi branşım ile sınırlı tutarsam; pek parlak bir yerde göremiyorum ne yazık ki… Bu sanatsal faaliyete, dünya’nın geri kalan ülkelerinde bile çok kısıtlı bir kesimin ilgi gösterdiğini düşünürsek, burada çok fazla yaygınlaşması bence pek olası değil. Özellikle malzemenin yurt dışından geldiğini ve günümüz ülke ekonomisini düşünürsek…

Aynı mesleği seçen yada seçecek arkadaşlara bir profesyonel olarak tavsiyeleriniz nelerdir?

En büyük tavsiyem İngilizce bilmiyorlarsa öğrenmeleri olur. Türkiye ile kısıtlı kalırlarsa hem bu konuda bilgi edinemezler hem de üretimlerinin karşılığını maddi ve en önemlisi manevi olarak alamazlar.
Ne kadar çok araştırırlarsa ve ne kadar çok üretirlerse, yaptıkları şeyde o kadar iyi olurlar. Araştırmaktan kastım bir heykeltraşa mesaj atıp şunu nasıl yapıyorsun diye sormak değil tabii ki. Bana bu tip mesajlar çok geliyor. Çözmem yıllarımı almış bir tekniği, Instagram’ın özel mesajlar bölümünden onlara  açıklayabileceğimi düşünüyorlar. İnternette, figür yapımı ve modellemeyle ilgili onlarca eğitimi videosu ve yabancı online kurs var. İngilizce bildikleri takdirde internet devasa bir eğitim alanı. Sonuna kadar kullansınlar.

Bütün bunların bir adım ilerisinde İmge Celepçi’yi ne bekliyor? En büyük hayaliniz nedir? Figürcünün Seyir Defteri olarak ürünlerinizden birini kanalımızda inceleme onurunu elde etmeyi çok isteriz!

Açıkçası şu an en büyük hayalim vaktimin olması 🙂 Bu vaktimi de sanırım şu an birazcık korku müzesi görünümünde olan evimizi daha kapsamlı bir korku müzesi haline getirebilmek için kullanırdım. Yani hayallerimden biri, kendim için üretebilmek. Artık var olmayan bazı mekanların ve kişilerin diorama ve figürleriyle; hiçbir yerde olmayan garip obje ve dekorasyonlarla dolu bir müze ev yaratmak 🙂

Bu kişisel hayalin dışında, daha önce yapma şansını elde edemediğim, sevdiği, diğer tanınmış karakterlerin figürlerini yapmayı da çok isterim.

Bizimle röportaj yapmayı kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Figürcünün Seyir Defteri, hakkındaki görüşlerinizi alıp son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı diyerek son sözü size bırakıyorum. =)

Öncelikle, ülke genelinde figür koleksiyonculuğu yapan veya ilgi duyan kişilerin çok fazla olmadığını düşünürsek, yaptığınız şey bu kitle için çok değerli. Bu nedenle teşekkür etmek isterim. Figür koleksiyonu veya figür yapan, yani dünyalarını daha büyülü ve eğlenceli bir hale getirmeyi seçen herkese selam olsun diyorum 🙂
BENZER HABERLER
Kotobukiya - Star Wars ArtFX+ Luke Skywalker & Princess Leia | Figürcünün Seyir Defteri | S1-B1

Kotobukiya – Star Wars ArtFX+ Luke Skywalker & Princess Leia |...

0
Figürcünün Seyir Defterinde bugün! A long time ago in a galaxy far far away... Kotobukiya'nın Star Wars ArtFX+ serisinde kaldığımız yerden devam ediyoruz! Uzun zamandır...
- Reklam -

Çok Okunanlar

YOUTUBE KANALINDA İZLE!

Kotobukiya - Star Wars ArtFX+ Luke Skywalker & Princess Leia | Figürcünün Seyir Defteri | S1-B1

Kotobukiya – Star Wars ArtFX+ Luke Skywalker & Princess Leia |...

0
Figürcünün Seyir Defterinde bugün! A long time ago in a galaxy far far away... Kotobukiya'nın Star Wars ArtFX+ serisinde kaldığımız yerden devam ediyoruz! Uzun zamandır...
- Reklam -